sıfırdan başlamak

“icinde yasadigimiz gundelik bulanik dunya tinsel dunyayla kiyaslandiginda okyanusta bir parazit gibidir. tinsel dunyayla yuzlesmenin yollarindan biri hakikattir. insanlar yuzeysel olana odaklanmasalar gercek anlami ve mutlulugu bulacaklar. dunya bu yuzden bu halde, cunku insanlar her seyi duygularinin ustunde kuracaklarina fazlasiyla gorduklerinin ustune kuruyorlar.”

(ekşi sözlük entry’lerimden)

Reklamlar

jimi hendrix

yasadigi hayat ve dusunce tarziyla beni cok etkileyen muzisyen.

“bir gece babamin bir arkadasi, kafasi iyiyken gitarini bana bes dolara satti. solak oldugum icin telleri ters takmam gerektigini bilmiyordum fakat bir seylerin dogru olmadigi belliydi. kendi kendime, bunda bir terslik var diye dusundugumu hatirliyorum. telleri sokup ters taktim fakat bitirdigimde akorttan eser kalmadi.”

(bkz: sifirdan baslamak)

(ekşi sözlük entry’lerimden)

çiçek açmış genç kızların gölgesinde

“bir gun geldiginde gozumuzde hicbir onem tasimayacak olan, ama bugun sevdigimiz sey ugruna, yarin sevecegimiz, ama bugun bizim icin onemli olmayan bir seyi gormeyi reddeder, burun kiviririz; belki onu daha once gormeye razi olsaydik, daha once sevecek, boylece bugunki izdiraplarimiza son verecektik; ancak onlarin da yerini baska izdiraplar alacakti.”

(ekşi sözlük entry’lerimden)

mahur beste

yurek agrisi yapan uclemenin ilki.

”sevginin, merhametin esigini atlayanlar, istirabin gomlegini de kendiliginden giyinirler. acimak, soylendigi kadar kolay bir sey degildi. insanin her tattigi sey, icinde bir bicak gibi calisiyordu.”

(ekşi sözlük entry’lerimden)

fakat müzeyyen bu derin bir tutku

icimizdeki ”cit”lara en net/guzel cevabi veren roman.”her sey iyi giderken konunun bir yerde boka sarmasi, yani kopmasi”

”bir yerimden dumanlar cikiyordu. fazlaca iyiydim. bunun acisi sonra cikacak, kainatin tum yangin tarihleri bir araya gelip tek cilt olacaklar, kapakta da kendi kulunden yeniden dogan,aldirma gonul kusunun resmi yer alacakti.

ne olmustu da, ”seninle dunyanin her yerine gelirim” diyen muzeyyen, durdugu yerden cekip gitmelere baslamisti. nerelere gidiyordu? gelirken getirdigi bakislar ne dalgaydi? hangisi muzeyyen’di? ya da muzeyyen kimdi? ilk tanidigim kimdi, simdiki kim?”

(ekşi sözlük entry’lerimden)

korkuyu beklerken

”… sonra hatırladı; bir gün tavan arasına çıkmıştı eski sevgilisi, şiddetli bir kavgadan sonra. bu kadar yakınımda olduğunu bilmiyordum ama, sen bir yerde var olursan yaşayabilirim ancak demiştim. sonra, onu bir süre görmek istemediğim halde, onun orada olduğunu bildiğim halde, tavan arasına bir türlü çıkamadığım halde onu düşündüğümü, onsuz yaşayamayacağımı biliyordu. sonra neden aramadım? bir türlü fırsat olmadı; her an onu düşündüğüm halde hep bir engel çıktı. aşağıda yeni sesler, yeni gürültüler duyduğu için inmedi bir süre herhalde. ben de onun inmesini beklemiş olmalıyım. beni üzmek için inmediğini düşündüm önceleri. sonra… bir türlü olmadı işte… çıkamadım. orada tavan arasında olduğunu unuttum sonunda. (onu unutmadım tabii.) tavan arasında bu kadar kalacağını da düşünemedim herhalde. bir yolunu bulup gitmiştir diye düşündüm.”

(ekşi sözlük entry’lerimden)

dün ve ferda

okudugum ilk erendiz atasu kitabi. (benim ayibim)

”kisinin bir yani kendini olanca dogalligiyla gam yukunun altında ezilmeye birakirken; obur yani, elinde tarti, her duyguyu ve sozcugu olcup bicmeliydi.

dagilan bir imparatorluk gibiyim. verilmesi gereken buyruklar verilemiyor, verilmemesi gerekenler yayimlaniyor bir yerlerden. basilmasi gerekli frenlere basilamiyor, basilmamasi gereken frenler isliyor. olmek… olumu hice saymak kolay. kimse bu ara donemden soz etmedi; ”merhaba kainat” diyemeden, ”elveda insanlik” denilen bu donemden.
her sey dagilirken hala dagilmamis bilesik bir bilinc var. biraz anilar, pek az umut, yanitsiz sorular, umarsizlik, arada sirada kipirdayan baskaldiri, biraz ofke, biraz alismak ve teslimiyet karisimi bir bilinc.

coktan beri kimseye iyiligi dokunmamislarin, kucuk bir guzel davranis ellerinden gelir gelmez duyduklari derin huzurla ve kendinden hosnutlukla gozlerini yumup arkasina yaslan…

cocukluk cagini geride birakmis tek bir ferdin yuzunde mutluluk izi yok.coskulu ve kararli, yapici insanlar nerede?”

(ekşi sözlük entry’lerimden)